Her yaşta sağlıklı ve parlak cilt.
BioSil cildi hücresel düzeyde yeniler ve gençleştirir. İlk olarak kolajen kaybından korur, ikinci olarak da daha sağlıklı bir cilt için kolajen ve elastin üretimini aktive eder.
Cildinizin %75’i güçlü ve parlak bir protein olan ve cildin sıkı ve parlak görünmesini sağlayan kolajenden oluşur. Elastin ise esnek ve sıkı olan bir proteindir ve cildin sıkı ve yumuşak olmasını sağlar. Fransız araştırmacılar ortalama bir insan vücudunun gündelik hasarlardan ve güneş yanıklarından dolayı ortalama 40 gram yeni kolajen üretmesi gerektiğini öngörüyor.
21 yaş civarında vücuttaki kolajen miktarı her yıl %1 oranında azalmaya başlar ve vücudun ana koruma bariyeri olan cildimiz bu durumdan etkilenir. 30 yaş civarında ise kolajen liflerinin bozulmasıyla beraber daha geniş ve derin çizgiler ortaya çıkar. Kırışıklıkların derinliği ve sertliği ise elastin miktarı ile doğru orantılıdır. Kolajen ve elastin miktarı yaş, güneş yanıkları ve çeşitli faktörlerden dolayı azaldıkça cilt daha ince, mat, güçsüz ve elastikiyetini kaybetmiş bir hal alır.
İnce çizgileri ve kırışıklıları azaltır
BioSil’in yaş ve çevresel faktörlerden dolayı oluşan ince çizgi ve kırışıklıkları azalttığı klinik olarak kanıtlanmıştır.
Daha sıkı ve elastik bir cilt
BioSil cildiniz için kolajen ile birlikte elastin üretimini de arttırır.
Cildi “anti-kolajen” maddelerinden korur
BioSil kolajene zarar veren ve üretimini baskılayan hormon ve aminoasitleri etkisiz hale getirir.
‘’Anti-kolajen’’nedir?
Kolajene zarar verip üretimini baskılayan hormon ve amino asitlere “anti-kolajen” denir. Kolajen
kaybının 2 ana sebebinden birisi stres ve yetersiz beslenme gibi modern yaşam tarzı
problemlerinden dolayı vücuttaki homosistein ve kortizol miktarının yüksek olmasıdır.

Homosistein en çok felç ve kalp krizi riski yaratması ve kemik yoğunluğunu düşürmesi ile
bilinir. Yüksek homosistein miktarı sadece ciltteki kolajene değil damarlar ve kemiklerdeki
kolajenlere de zarar verir. Homosistein vücutta vitamin (kolin, folik asit, B6, B12) eksikliğinde
methionin amino asidine dönüşemediği için birikir. Düşük östrojen miktarı da vücutta
homosistein birikmesine sebep olduğundan, menopozdan önce ve sonra homosistein miktarı pik
yapar. Homosistein sadece kolajene zarar vermekle kalmaz tüm vücutta yeni kolajen üretimini
baskılar.
Kortizol adrenal bezlerin stres anında salgıladığı bir hormondur ve amacı acil durumda vücudu
hayatta tutmaktır ama modern hayat vücudumuza gereğinden çok daha fazla kortizol
salgılattığından dolayı kolajen ve elastin miktarını hızlı bir şekilde azaltıp üretimini de baskılar.
Örneğin, stresin cilt ve saç üzerindeki etkilerini görmek için dünya liderlerinin
görevden önce ve sonraki fotoğraflarına bakabilirsiniz.
BioSil kolajeninizin iç hasarına karşı en iyi koruyucunuzdur.Kolajen cilt elastikiyetinde çok büyük rol oynar. BioSil klinik olarak kanıtlanmış cilt elastikiyetini arttırma etkisi ile doğal bir kolajen üretim aktivatörü işlevi görür.
Çizgiler ve Kırışıklıklar Nasıl Oluşuyor?
Genç bir cilt zengin ve çok yönlü kolajen matriksine sahipken,21 yaşından sonra kolajen üretimi
yavaşlar ve güneş yanığı, kirlilik gibi çevresel faktörlerden dolayı her sene %1 oranında kolajen
kaybetmeye başlar.
Kolajenin azalması ile beraber cilt daha ince, mat ve kuru bir hal alır, kolajen matriksi bozulur ve
doğal çizgiler ve kırışıklıklar ortaya çıkmaya başlar.
BioSil® cildinizdeki kolajeni korur
BioSil’in patentli ch-OSA kompleksi içeriğindeki kolin sayesinde kortizol ve homosistein
seviyelerini düşürür. Kolin, B-vitamini gibi vücudun homosisteini metiyonine dönüştürmek için
sentezlediği bir maddedir. Metiyonin, kolojen, elastin ve keratin dahil olmak üzere birçok amino
asitin üretiminde kullanılan bir maddedir.
Yakın zamanda yapılan araştırmalara göre BioSil’in yapısındaki kolin, kortizol seviyesini de
düşürmeye yardımcı olmaktadır.
Kolajen yok edici hormon ve amino asitlerin miktarının azaltılması ile BioSil sadece var olan
kolajeni korumakla kalmayıp, yeni kolajen ve elastin üretimini de desteklemiş oluyor.
Sağlıklı bir cilt D vitamini üretir, vücut sıcaklığını ayarlar, patojenlere karşı kalkan görevi görür.
Kolajen cildimizin %75’ini oluşturur ve ağırlık olarak her sene %1 azalır.
30 yaşındaki bir kadın, 20 yaşındayken sahip olduğu kolajenin sadece %90’ına sahip olur.
Menopoz ise bu kaybı arttırır hatta menopozdan sonraki ilk 5 senesinde cilt kolajeninin %30’unu
kaybeder.
Daha sıkı ve esnek cilt.
BioSil’in patentli ch-OSA kompleksi hücrelerin hem kolajen hem de elastin üretimini
arttırarak daha sağlıklı ve elastik bir cilt sağlar. Klinik testlerde BioSil’in sarkık cildi
sıkılaştırdığı ve cildi elastikiyetini kaybetmekten korurken daha sıkı bir cilt oluşturduğu
kanıtlanmıştır.
Cilt elastikiyeti üzerine 20 haftalık bir araştırmada BioSil kullanan grubun cilt elastikiyetinin
%45 artarken, kontrol grubunun %44 cilt elastikiyet kaybettiği gözlenmiştir.
BioSil sayesinde cilt sıkılığı ve elastikiyetinde %89 oranında, ince çizgi ve kırışıklıklarda gözle
görülür bir iyileşme sağlanmıştır. Ek olarak yeteri kadar kolajen ve elastin varlığı gözeneklerin
büyümesini engellemektedir.
Genç cildin yüksek elastikiyeti vardır
Cilt özünde elastik bir yapıdır güldüğünüzde, göz kırptığınızda cildiniz esner ve eski haline geri
döner ama yaşlandıkça cildin yapısındaki protein iplikleri bozunur ve çok yönlü ağlardan tek
yönlü ağlara dönüşürler bu da daha sert ve kırışıklı bir yapı ortaya çıkarır.†
Cildinizin elastikiyeti vücudun ne kadar kolajen ve elastin ürettiğinie bağlıdır. Kolajen spor
kıyafetlerindeki %95 pamuk ise elastin %5 likradır. Aslında çoğu kırışıklık elastin kaybından
kaynaklanır.
BioSil’in patentli ch-OSA kompleksi daha sağlıklı bir cilt için hücrelerin kolajen ve elastin
üretimini destekler.
NE KADAR SÜREDE NE BEKLEMELİ?
3-5 AY İÇERİSİNDE GÖZLE GÖRÜLÜR SONUÇLAR
Klinik testler BioSil’in cilt için, özellikle de yüz için yararlı olduğunu gösteriyor. 20
hafta içerisinde ince çizgi ve kırışıklıklarda gözle görülür azalma olurken cilt elastikiyetinde ise
artış görülüyor. BioSil kullanan kişilerin yorumlarına göre parlak ve güzel bir cilde, testlerde
görülen sürelerden daha erken sahip olmak mümkün.
Klinik testlerde 20 hafta boyunca günde 2 defa BioSil kullanan kadınların plasebo kullanan
kadınlara göre çizgi ve kırışık derinliklerinin %30 azaldığı görülmüştür.†
Kontrol grubunun ince çizgi ve kırışıklıkları 20 hafta içinde %11 derinleşirken, BioSil, kullanan
grubun ince çizgi ve kırışıklıkları %19 azalmıştır. Bir başka deyişle BioSil, kaybedilen
kolajenin %11’ini korurken, %19 oranında yeni kolajen üretilmesini sağlamıştır.†
Diğer çalışmalar ise BioSil’in ince çizgi ve kırışıklıklar, zayıf ve pürüzlü tırnaklar, eklem
rahatsızlıkları ve kemik yoğunluk eksikliği sıkıntılarında önemli yararlarının olduğunu
kanıtlamıştır.